Bu seçkin eser, nihayet 1995 yilinda Türkçe’mize de kazandirilmistir. 1 Real Yayincilik tarafindan yayimlanan ve ayni adi (Felidae) tasiyan çeviri roman, ne yazik ki ülkemizdeki okuyucu kitlesinden beklenen ölçüde ilgi görmemistir. Sorun çevirinin kendisinden mi kaynaklanmaktadir? Yoksa romanin konusu ve yazarin anlatim tarzi Türk okuruna yabanci mi gelmektedir? Belki de okuyucumuz postmodern diye nitelendirilen bu romani anlayamamaktadir. Bu sorulari cevaplayabilmemiz için söz konusu çevirinin bilimsel bir elestirisinin yapilmasi gerekmektedir.
Söz konusu çevirinin elestirisine geçmeden önce, çevirmenin, çeviri elestirmeninin ne tür bir isle ugrastigini ve bu zahmetli ugrasin bilim çevrelerinde nasil degerlendirildigini ya da hangi kriterlere göre degerlendirilmesi gerektigini kisaca açiklamakta yarar görüyoruz.
Öncelikle kaynak dildeki e serin metin türünün belirlenmesi ve hangi tür akima dahil edildiginin bilinmesi, bu eseri çeviren kisiye önemli kolayliklar saglayacaktir. Nitekim adi geçen orijinal eser her ne kadar ‘fabl’ türüne özgü yabancilastirma motifleri içerse de, öncelikle bir romandir. Islenen tema modern toplum, yansitma biçimi ise postmodern 2 bir edebi tarzdir. 3 Uluslararasi edebiyat yorumculari/elestirmenleri 21. yüzyilin bu yeni akimini nasil nitelemektedirler? Acaba postmodern edebiyat ülkemizde ne denli taninmaktadir? Onun ötesinde postmodernizme örnek bir eserdeki bakis açisini kavrayabilecek, Batiya özgü bu duygu ve düsünce alemini anlayabilecek kültürel geçmise ve bilince sahip miyiz? Sahip olabilir miyiz? Yoksa, agirlikli olarak Dogu kültürünün duygu, düsünce ve mizah tarziyla hareket eden bizlere, zaten Bati insanina bile yabanci olan bu anlatim tarzi acaba iki kat daha yabanci olmaz mi? Iyi ama, öyleyse neden piyasaya sürüldügü yil bu roman milyonlar satti? Okuyucu sanki yazarin biçimsel üslubunu çözümleyerek mi okuyor? Hayir. Yazarin imgelem
1 Yagan, Turgay: Felidae. Real Yayincilik, Istanbul 1995
2 Postmodern eserler Ecevit’in (1996:18-19) ifadesiyle “tüm karsitliklarin, madde -ruh, akil-duygu, bilim-mistisizm vb. gerçegin çesitlemeleri olarak bir arada, ‘demokratik’
bir biçimde yer aldigi, biresimin (sentezin) degil ‘eszamanli’ bir birlikteligin varoldugu metinlerdir bunlar; kibernetik çaginin edebiyatidir olusan [...] Çogulculuk, edebiyatta
biçemin ana ögesi durumuna gelmistir [...] Metinlerarasilik (Intertextuality) ‘legal’ bir
edebiyat ögesi durumuna gelmistir son dönem romaninda [...] Postmodern roman, geleneksel romanin gerçeklik düzleminden hizla uzaklasmakta, giderek
‘yapaylasmakta’; ikinci elden gerçeklik , bir laboratuarda üretilircesine titiz ama ‘oyunsu’ bir yaklasimla biçim düzlemine tasinmaktadir [...]”
3 bkz. Bozdemir, Orhan: Akif Pirinçci’nin Felidae ve Francis (Felidae II) adli
romanlarinda “toplum elestirisi”. Gazi Ü niversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisan Tezi, Ankara 1994
2
gücü ve bunu dil araciligiyla görsel efektlere dönüstürme becerisi, buna biraz heyecan (polisiye tarzi) biraz da toplumsal elestiri katmasi yemegin tuzu biberi. Öyleyse neden Türk okuru ragbet etmedi ve etmiyor?
Iste tüm bu sorular çeviri elestirmeninin soracagi genel sorulardir. Biz bu çeviriyi sorgularken bilimsel çeviri elestirisinin öngördügü hangi kriterlere göre davranmaliyiz? Degisik bilimsel verilere dayanarak 4 Yagan’nin bu çevirisini su hususlari dikkate alarak elestirmeyi uygun görüyoruz:
a) Orijinal metin hangi okur kitlesine hitap ediyor? Çeviri metni hangi okur kitlesine hitap ediyor?
b) Kaynak metnin dil, üslup ve içerigi çevirmen ve okurun önbilgisini gerektiriyor mu?
c) Çeviri metni ait oldugu dilin edebi sanatlarindan ne ölçüde yararlanabiliyor? (Çevirmenin hedef dildeki yetkinligi)
d) Çevirmen orijinal eseri sözdizimsel, anlamsal ve bildirisim açisindan desifre edebilmis mi? Ayni sekilde amaç dile aktarabilmis mi?
e) Orijinal metin okuyucu kitlesi üzerinde ne tür bir etki yaratmis? Hedef metin okuyucu kitlesi üzerinde ne tür bir etki yaratmis?
f) Varsa hatalarin siniflandirilmasi
Simdi bu kriterlere göre Felidae adli Almanca orijinal eseri ayni adi tasiyan çevirisiyle karsilastirmaya çalisalim. Bunu yaparken çeviriyi edebi metin çevirisinin öngördügü ve son zamanlarda kabul görmüs olan bes esdegerlik düzeylerinde ele alip inceleyecegiz. 5 Dogal olarak “okur psikolojisini” göz ardi etmek durumundayiz. Çünkü eserin okuyucu üzerindeki etkisini ve eserin onda olusturdugu imge dünyasini ölçme sansimiz ne yazik ki yok görünüyor. Ancak somut olan su ki, orijinal eser kendi ülkesinde milyonlar satarken, çevirisi bizde 1 baski yapmis ve nedense kamuoyunun zihninde yer etmemistir.
Turgay Yagan tarafindan yapilan bu çeviriyi,
• düzanlamsal esdegerlik,
• yananlamsal esdegerlik
• metin türü gelenekleriyle ilgili esdegerlik,
4 Wills (1977); Reiss (1971); Koller (1987);
5 Koller (1987: 187); Aktas (1996:93-174)
3
• dil kullanimsal esdegerlik ve
• biçimsel esdegerlik,
gibi bes ayri açidan incelemeye çalisarak, eserin ülkemizde beklenen ölçüde ilgi görememis olmasinin çeviriden kaynaklanip kaynaklanmadigi veya ne kadarinin çeviriden kaynaklandigi sorusuna yanit aramaya çalisalim:
1- Düzanlam düzeyinde esdegerlik (Alm. denotative Äquivalenz)
Düzanlam düzeyinde esdegerlik kavramiyla bir sözcügün, sözdiziminin ya da bir metnin “mantiksal, degismez, somut anlami kastedilir.” (Aktas 1996: 100). Yani “çagrisim zincirindeki ilk halka” yada “ilk çagrisim boyutu”, baska bir deyisle dil disi gerçeklikte belirtilen nesne ile onun göstergesi arasindaki formal iliski anlasilir. (Duden 1989: 332)
Pirinçci bu romandaki f igürlerine gerçekten çok ilginç isimler vermistir. Bu isimlerden kimileri, yazarin etkilendigi yada irdelemek istedigi bazi düsünürleri temsil eder, örnegin romandaki ikinci ana figür Pascal, adini varolusçu akimin dindar kanadini olusturan Blais Pascal’dan almistir. Bazi isimlerse, yazarin renkleri kullanmadaki ustaliginin da yardimiyla her toplumda var olan çesitli tiplemeleri yansitir. “Blaubart” ya da “Deep Purple” gibi.
Turgay Yagan da isimlerin çogunlugunu oldugu gibi almis, ancak birini, “Blaubart”i nedense, Türkçe’ye aktarma geregi duymus;
“Mavisakal”.
Oysa bu figürün, toplumun tüm etkilerine, açik, kisiliksiz bir tipleme oldugunu, tüylerini tarif ederken de açikça belirtmistir yazar;
“Tüylerinin rengini tarif etmek çok güç, çünkü bu tip, gezgin bir ressamin renkleri kurumus ve kirlenmis paletini andiriyor. Baskin olan ton siyah, ama ötesinde berisinde bej, kahverengi, sari, gri hatta bir kaç yerinde kirmizi lekeler var, öyle ki asagidan görebildigim kadariyla, yaklasik yedi hafta önce yapilmis, bir t abak bayat salata gibi görünüyor.” (Pirinçci, s.22)
Öyle ise niçin “Mavisakal”. Bu isim okuyucuya, alti karisini öldüren ve yedinci karisinin erkek kardesleri tarafindan öldürülen katil koca tipini hatirlatacaktir. Oysa bu romandaki “Blaubart” adli figürün, edebiyata Perrault’nun “Barbe-Bleue” adli masaliyla giren, “mavi sakal” tiplemesiyle uzaktan ya da yakindan hiçbir iliskisi yoktur. Yani, orijinal
4
eserdeki tipki diger isimlerin Türkçe’ye aktarildigi gibi, “Blaubart” isminin de aynen aktarilmasi gerekirdi. Çünkü -yukarida da belirtildigi gibi- bu kavram herhangi bir yananlam içermemektedir.
Gözümüze çarpan bir diger örnek ise su paragrafta yer almaktadir:
“Tüm odalar Ikinci (hatta belki de Birinci) Dünya Savasi’ndan beri kurtlar, hamam böcekleri, siçanlar ve çesit çesit böcek ve mikrop tasiyicilari tarafindan istila edilmis gibiydi [...] Küflü parke zemin ve tavan kismen kirikti. Her yer kimligi açiklanamaz ve sadece iseyebilecek kadar gelismis yaratiklarin diski ve sidik kokulari ile kaplanmis olup, bu kokular o derece ileri safhada kesiftiler ki, ürin zehirlenmesine bile ugrayabilirdiniz. Sükürler olsun ki, benim son derece saglam bir yapim ve hormon dengem vardi ve beni geçirilebilecek her türlü sinir krizinden koruyordu.” (Yagan, s.19) Pirinçi’nin orijinal Almanca ifadesi ise söyledir:
“sämtliche Räume schienen nach dem Zweiten Weltkrieg (oder Ersten?) allenfalls von Würmern, Kakerlaken, Silberfischchen, Ratten und von unterschiedlichen Insekten- und Bakterienimperien bezogen worden zu sein […] Sowohl d er schimmelige Parkettboden als auch die Decke waren stellenweise eingebrochen. Alles roch nach Moder und Urin irgendwelcher undefinierbarer Lebewesen, die gerade so hochentwickelt waren, daß sie urinieren konnten.” (Pirinçci, s.19)
Bu paragraftaki çeviri yanlislarina geçmeden önce paragrafin tanim ve betimlemelerden olustugunu, dolayisiyla yapilan tasvirlerin bir durumu, bir görünüsü yansitmakta oldugunu, yine buradan hareketle kelimelerin de mümkün oldugunca düzanlamsal boyutlariyla yer aldigini bilmekte yarar vardir.
Su sözcüklere bir bakalim:
a) Silberfischchen: Çeviri metninde yer almamaktadir. Türkçe’si “gümüsmisafiri, gümüsçün, gümüsbalikçigi” olup, “kanatsiz, uzun bedenli, nemli evlerde, kilerlerde, bodrumlarda kosusan küçük böcek, (Bedeni sedef ya da g ümüsle kapli gibidir. Kagit, yiyecekler, eski yün kumaslar vb.’yle beslenir.” (Büyük Larousse, s.4839)
b) Von unterschiedlichen Insekten- und Bakterienimperien bezogen sein: Yazarin Almanca metinde yapmis oldugu benzetme “hasere ve mikrop imparatorluklari” seklindedir. Oysa çevirmen bu metaforik anlatimi göz ardi etmis ve “böcek ve mikrop tasiyicilari” olarak çevirmistir. “Imperium” sözcügünün çogulu olarak kullanilan “ -imperien” takisi, hem “Insekt” (Böcek/hasere) hem de “Bakterie”
5
Quote paper:
Dr. Gönç Mesut, Dr. Orhan Bozdemir, 1999, Seçkin Bir Romanýn Çeviri Yoluyla Kaybediliþi, Munich, GRIN Publishing GmbH
This text can be quoted and accessed from this url:
Embed
DOI
Zweite Moderne oder Postmoderne?
Ein Architektur–Diskurs
Art - Architecture / History of Construction
Textbook, 77 Pages
Karl August Lingner - Leben und Werk eines sächsischen Großindustriell...
History Europe - Germany - 1848, Empire, Imperialism
Research Paper, 125 Pages
Communist Retaliation and Persecution on Yugoslav Territory during and...
History Europe - Other Countries - Ages of World Wars
Scholarly Essay, 27 Pages
Kalkulation und Rechnungsgrundlagen in der Lebensversicherung
Mathematics - Applied Mathematics
Textbook, 67 Pages
Chancen und Risiken der Einführung neuer Steuerungsmodelle in der öffe...
Organisation and Administration
Textbook, 36 Pages
Hat die Fundamentalpoetik wirklich ausgespielt? Anwendungen für eine...
German Studies - Comparative Literature
Scholarly Essay, 12 Pages
Informationen zur Rechtewahrnehmung im Urheberrecht
Der Schutz von Digital Rights ...
Law - Media, Multimedia Law, Copyright
Doctoral Thesis / Dissertation, 249 Pages
Legal aspects of internet banking related to international business tr...
Law - Comparative Legal Systems, Comparative Law
Doctoral Thesis / Dissertation, 62 Pages
Vannocio Biringucio und die Pirotechnia
525. Geburtstag des ersten Aut...
Engineering - Metal Engineering / Metal Processing / Metal Structure
Scholarly Essay, 16 Pages
Anonymous's text Seçkin Bir Romanýn Çeviri Yoluyla Kaybediliþi is now available as a printed book
Anonymous has published the text Seçkin Bir Romanýn Çeviri Yoluyla Kaybediliþi
0 comments