Organizasyon Teorisinde Popülasyon Ekolojisi


Seminar Paper, 2008
20 Pages, Grade: 90 / 100

Excerpt

Inhalt

1. Popülasyon Ekolojisi Yaklaşımı
1.1. Temel Kavramlar
1.2. Örgüt Toplulukları
1.3. Yapısal Durağanlık ve Örgütsel Değişim
1.4. Yoğunluk Bağımlılığı
1.5. Çevresel Kesim Dinamikleri
1.5.1. Kesim Genişliği Kuramı
1.5.2. Kaynak Bölünmesi Kuramı
1.6. Demografik Süreçler
1.7. Popülasyon Ekolojisi Yaklaşımına Eleştiriler
1.8 Sonuç

2. Kaynakça

1. POPÜLASYON EKOLOJİSİ YAKLAŞIMI

1.1 Temel Kavramlar

Popülasyon ekolojisi yaklaşımının temellerini, 1970’lerin ikinci yarısında yayınlanan Michael Hannan ve John Freeman’ın “Örgütlerin Popülasyon Ekolojisi” (The Population Ecology of Organizations, 1977) adlı makaleleri ve Aldrich’in (1979) yaptığı çalışmalar oluşturmaktadır. O zamanlara kadar örgüt çalışmalarına egemen olan örgüt odaklı anlayış ve araştırma programlarına temel bir eleştiri (alternatif) şeklinde ortaya çıkan (Sargut, 2007, s.133) bu yaklaşım literatürde “Örgüt Ekolojisi”, “Örgütsel Ekoloji”, “Örgütsel Nüfus-Çevrebilim Yaklaşımı”, “Doğal Seleksiyon Yaklaşımı” gibi farklı adlarla da anılmaktadır.

Sözkonusu yaklaşım, canlılar ile çevreleri arasındaki ilişkileri inceleyen “ekoloji” bilim dalını esas almış olup, biyoloji kökenli bir yaklaşımdır. İnsan ekolojisi, insan ile çevresi arasındaki ilişkileri incelerken, popülasyon ekolojisi herhangi bir canlı grubu ile bunların çevreleri arasındaki ilişkileri incelemektedir. Bu tür bir bakış açısının örgütlere uygulanması sonucu, belli bir toplumdaki, sanayi dalındaki veya bölgedeki organizasyon topluluklarının (popülasyon) çevreleri ile olan ilişkileri inceleme konusu olmuştur. Organizasyonlar ile ilgili çalışma ve araştırmalar ele alındığında, bu araştırmalarda kullanılabilecek “çalışma (analiz) birimi” konusunda en az altı alternatifin olabileceği görülmektedir. Bunlar :

a) Bir organizasyondaki kişi,
b) Bir organizasyondaki kişiler (grup),
c) Bir organizasyonun departman veya bölümü,
d) Organizasyonun bütünü,
e) Belli bir daldaki veya bölgedeki organizasyonların tamamı,
f) Toplumun tamamı,

olabilir (Koçel, 2007, s.276). Diğer adaptasyon yaklaşımları bir organizasyon ile onun kendi çevresi arasındaki ilişkiyi dikkate alırken, popülasyon ekolojisi, organizasyonları grup olarak ele almakta ve bu grup ile çevre arasındaki ilişkileri konu edinmektedir. Yani “analiz birimi” örgütler değil, örgüt topluluklarıdır (Hannan ve Freeman, 1977). Böylece ortaya daha önceki yaklaşımlara göre sosyolojik niteliği ağır basan yeni bir yaklaşım çıkmaktadır.

Popülasyon ekolojisi yaklaşımına ait bir diğer kavram “katılık-eylemsizlik” (yapısal katılık, yapısal durağanlık) kavramıdır. Burada katılık ve durağanlıkla ile anlatılmak istenen, bir canlı organizmanın veya örgütsel açıdan bakıldığında bir organizasyonun çevredeki zorunlu değişikliklere cevap verememesi, bu değişikliklere karşı esnek ve hareketli bir yapıda olamamasıdır. Tamer Koçel’e (2007, s.277) göre bu durum insan vücudunda çeşitli organlarda kireçlenme veya damar sertliği gibi sorunlara benzemektedir ve bazen kişinin yaşamının sonu bile olabilmektedir. Organizasyonlarda da katılık durumu ortaya çıkmaktadır. Örgütsel yapıları bu katılığa iten iki genel neden ileri sürülmektedir : 1) Çevresel sınırlamalar 2) Örgütsel yapıya ilişkin düzenlemeler (Şimşek, 1998, s.207-208). Daha ayrıntılı incelendiğinde ise başlıca nedenler şöyle sıralanabilir (Koçel, 2007, s.277 ; Develioğlu , 1998, s.287) :

a) Dış çevreden gerekli bilgi ve verinin temin edilememesi veya eksik temin edilmesi,
b) Uzmanlaşmış personel sayısı,
c) Sanayi dalına giriş ve çıkışı engelleyen faktörler (bariyerler)
d) Örgüt yapısı içinde zamanla oluşan güç dengeleri,
e) Prosedür ve iş yapma usulleri ile şekillenen organizasyon kültürü,
f) İletişim yapısı,
g) Rasyonellik kaygısı ve sosyal kabul görme,
h) Sabit yatırımların kolayca değişim ve dönüşüme uğratılamaması

Bu faktörler, organizasyonları katılığa sürüklemekte ve bu nedenle organizasyonlar çevredeki değişikliklere karşı direnç göstermeye ve değişen koşullar karşısında zorlanmaya başlamaktadır.

Örgütsel ekolojiciler, örgütsel dünyadaki evrimin çevresel ayıklanmayla (doğal seleksiyon) olacağını ve bunun değişen çevresel koşullara uyumlu özellikler gösteren örgütlerin doğması ve çoğalması, uyum sağlayamayanların ise azalması veya yok olmasıyla gerçekleşeceği görüşünü savunmuşlardır. Diğer adaptasyon yaklaşımlarından farklı olarak, çevresel ayıklanmayı vurgulamışlardır. Buradan da ekoloji yaklaşımına ait diğer bir kavram olan “optimizasyon” ortaya çıkmaktadır. Ekoloji yaklaşımından önceki yaklaşımlarda, organizasyonun kendi kendisini optimize etmesi (kaynakları amacına en uygun miktar ve tarzda birleştirmesi) söz konusu iken, ekoloji yaklaşımında bünyesindeki popülasyonlar arasında elemeye giden, kendi amaç ve özellikleri doğrultusunda, uygun miktar ve özellikteki organizasyonları seçen ve diğerlerini eleyen, kısaca optimize eden çevredir. Bu nedenle örgütsel ekoloji kuramının dayanaklarından biri evrim teorisidir. Bu görüş temel olarak Lamarkçı evrim kuramını değil Darwinci evrim kuramını benimsemiştir. Lamark evrim sürecini, türlerin yaşayabilmek için çevrelerindeki değişen şartlara uyum sağlamak amacı ile değişim geçirdiğini ileri sürerek açıklamaya çalışmaktadır. Örneğin, zürafaların boyunun uzamasını onların ağaçların erişebilecekleri yüksekliklerinde yaprak kalmayınca daha yukarıdaki yapraklara ulaşabilmek amacı ile değişim geçirdikleri biçiminde açıklamaktadır. Diğer bir ifadeyle Lamark, evrimi, adaptasyon ile açıklamaktadır. Oysa ki, Darwin, evrim sürecini, türlerin değişen şartlara uyum sağlamak amacı ile değişmesiyle değil, türlerin önce değişim geçirerek çeşitlenmesi ve daha sonra çevreye uyum sağlayan türlerin varlıklarını devam ettirmesi ile açıklamaktadır. Diğer bir ifadeyle, Darwin, evrimi, önce mutasyon, sonra adaptasyon ile açıklamaktadır (Leblebici 2004a). Organizasyonları katılığa iten içsel ve dışsal faktörler (engeller), organizasyonlar üzerinde bir eylemsizlik baskısı oluşturmaktadır. Bu baskı ne kadar şiddetli olursa organizasyonların değişikliklere karşı uyum esnekliği de o kadar düşük olacaktır (Develioğlu, 1998, s.287). Bu da optimizasyonun yani çevresel seçimin daha kolay gerçekleşmesini sağlayacaktır.

Katılık-eylemsizlik ve optimizasyondan sonra ekoloji yaklaşımının diğer temel kavramı da “eş biçimlilik”tir. Eş şekillilik veya izomorf olarak da adlandırılmaktadır. Çevre, değişimleri gerçekleştirmeyi ve uyum sağlamayı başaran uygun sayı ve özellikteki organizasyonları seçmekte, diğerlerini ise ayıklamaktadır (Betton ve Dess, 1985; Jaffee, 2001). Geriye kalanlar ortak çevre koşullarına uyarak yaşamlarını devam ettirdiklerinden, bu organizasyonlar arasında ortak özellikler ortaya çıkar. Yani, örgütler zamanla benzer olmaya başlamıştır.

Bu bölüme kadar popülasyon ekolojisi üzerine sunulan genel bilgilerden sonra, ileriki bölümlerde bu yaklaşımın temelini oluşturan örgüt toplulukları, doğumlar ve ölümler, örgütlerarası rekabet ve meşruiyet kazanmaya ilişkin fikirlerden hareketle geliştirilmiş üç grup kuram (Yoğunluk Bağımlılığı Kuramı, Çevresel Kesim Kuramları, Yaş ve Büyüklük Bağımlılığı Kuramları) ve bunların dayandıkları varsayımlar (Sargut, 2007, s.136), doğal seleksiyon ve ekolojik yaklaşımın uğradığı eleştiriler üzerine daha detaylı bilgiler verilecektir.

1.2 Örgüt Toplulukları

Örgütsel ekoloji yaklaşımının çıkış noktasını “neden bu kadar çok çeşit örgüt var?” sorusu oluşturur. Bu soruya koşut olarak, örgütler dünyası birbirleriyle etkileşim içinde bulunan örgüt topluluklarının bir toplamı olarak görülmektedir. Dolayısıyla örgütsel çeşitliliği şekillendiren birbirinden bağımsız iki değişken bulunmaktadır (Sargut, 2007, s.137) : örgüt topluluklarının sayısı ve her bir örgüt topluluğunu oluşturan örgütlerin sayısı (yoğunluk). Yeni örgütlerin kurulması veya doğması ya da var olanların kapanması veya ölmesi ile hem yeni örgüt toplulukları ortaya çıkabilmekte hem de belirli bir topluluktaki örgütlerin sayısı artabilmektedir. Örgüt doğumları ve ölümlerini ekolojik süreçler, sosyal, siyasi ve iktisadi etkiler belirlemektedir.

Görüldüğü gibi popülasyon ekolojisi yaklaşımının temel öğesi örgüt topluluklarıdır ve bu nedenle bu yaklaşımın en önemli kavramsal sorunu, örgüt topluluklarının tanımıdır. Örgüt toplulukları tanımı, aynı anda iki koşulu sağlamalıdır, bunlardan birincisi; seçilen örgüt topluluğunun üyeleri birbirlerine benzerler, böylece de topluluğa dahil edilmeyen diğer örgütlerden farklıdırlar. Topluluk içerisindeki örgütlerin benzeşmesini ifade etmek için, popülasyon ekolojisi yaklaşımında örgütsel biçim kavramı kullanılmaktadır. Örgütler arası benzerliklerin, örgütlerin içsel özelliklerinden, maruz kaldıkları sosyal süreçlerden veya dış dünyaca kabul görmüş kimliklerinden kaynaklanabileceği öngörülmektedir (Carroll ve Hannan, 2000). Sağlanması gereken ikinci koşulsa, topluluğun içinde yer aldığı sistemin sınırlarının doğru belirlenmiş olmasıdır. Yani topluluğun üyeleri ortak dışsal etkiler altında olmalı (örneğin kurumsal etkiler) ve birbirileriyle etkileşimlerinin önünde dışsal engeller (örneğin faaliyet alanının kısıtlanması, coğrafi mesafe) olmamalıdır. İlk koşula göre örgüt topluluklarını birbirinden ayıran, aynı topluluğu oluşturan örgütlerin ise ortak karakterini temsil eden içsel özellikler örgütsel biçimi oluşturmaktadır (Hannan ve Freeman, 1988). Örgütsel biçim, resmi amaçlar, örgüt içi yetki ilişkileri, pazar stratejileri gibi örgütlerin esas özelliklerini kapsamaktadır. Bunun yanında örgütlerin ikincil özellikleri de vardır. Esas özellikler süreklilik gösteren ve örgütü tamamlayıcı rol oynadıklarından, değiştirilmeleri söz konusu olduğunda, gerek örgüt içi gerek örgüt dışı bir direnişle karşılaşırlar. Çünkü bu tür bir dönüşüm örgütün ölüm riskini arttıracaktır. Dolayısıyla örgütler esas özelliklerini değiştirmeme eğilimindedirler. İkincil özelliklerin değiştirilmesi daha az direnişle karşılaşır ve ölüm riskini arttırmaz. Bu yüzden bu değişiklikler başarıyla gerçekleştirilir. Buna örnek olarak örgüt şemasının değiştirilmesi verilebilir.

Örgütsel biçimin tanımlanmasına yönelik diğer bir görüşse (ikinci koşul) içsel özellikler yerine, örgütsel biçimlerin sınırlarını çizen sosyal süreçlere vurgu yapmaktadır (Hannan ve Freeman, 1988). Bu yaklaşımla, yeni bir örgüt biçimini tanımlayan, yasal düzenlemeler gibi kurumsal nitelikteki süreçler, örgütlerarası bağlantılarla şekillenen ilişki ağları, bir örgüt türüne ortak bir amaç tanımlayan ve örgütlerin içsel özelliklerine ve faaliyetlerine ilişkin normlar üreten toplu hareketler veya teknolojik farklılaşmalar gibi örgüt topluluklarını birbirinden ayırt edici düzeneklere işaret edilmektedir (Sargut, 2007, s.140). Ancak örgütler olduğu gibi durmamaktadır ve aralarında bir harmanlanma vardır. Örgütlerdeki küçük değişiklikler, kurulan örgütlerdeki yenilikler ve kurumsal belirlemelerin esnemesi veya ortadan kalkması, örgüt toplulukları arasındaki sınırların yok olmasıyla sonuçlanabilir. Böyle bir durumda örgüt toplulukları arasındaki kesin sınırların belirlenmesi güçleşir.

[...]

Excerpt out of 20 pages

Details

Title
Organizasyon Teorisinde Popülasyon Ekolojisi
College
Marmara University
Course
Organizasyon Teorisine Giriş / Einführung in die Organisationslehre
Grade
90 / 100
Author
Year
2008
Pages
20
Catalog Number
V117183
ISBN (eBook)
9783640193448
ISBN (Book)
9783640725182
File size
770 KB
Language
Turkish
Tags
Organizasyon, Teorisinde, Popülasyon, Ekolojisi, Teorisine, Giriş, Einführung, Organisationslehre, Populationsökologie
Quote paper
Burak Yurteri (Author), 2008, Organizasyon Teorisinde Popülasyon Ekolojisi, Munich, GRIN Verlag, https://www.grin.com/document/117183

Comments

  • No comments yet.
Read the ebook
Title: Organizasyon Teorisinde Popülasyon Ekolojisi


Upload papers

Your term paper / thesis:

- Publication as eBook and book
- High royalties for the sales
- Completely free - with ISBN
- It only takes five minutes
- Every paper finds readers

Publish now - it's free