AMİSOS ŞEHRİNİN TARİHİ

Amisos ve Çevresi


Textbook, 2005
68 Pages, Grade: 1

Excerpt

Inhaltsverzeichnis

Giriş

I. Bölüm: Güney Pontos’ta Karanlık Dönem
I 1 Pontos’un güney kıyısında yaşayan halklar
I 1. 1 Enetler: Amisos’un yerli halkı?
I 2 Greklerin Küçük Asya’ya yerleşimi

II. Bölüm: Greklerin Anadolu Karadeniz Kıyısına Açılımı
II 1 Sinope’nin çelişkili kuruluş tarihi üzerine
II 2 Grek genişleme döneminde Küçük Asya’daki siyasi durum
II 3 Milet kuruluşlarının tespiti

III. Bölüm: Amisos’un Kuruluşu
III 1 Atina Sevkiyatı
III 2 Milet ya da Phokea, Amisos’un kurucu şehri üzerine
III 3 Kurucu şehir olarak Amisos

IV. Bölüm: Kuzey Küçük Asya’da Ahamenidler
IV 1 Datames’in şehri işgali ve Büyük İskender’in kurtarışı
IV 2 Amisos’un Mithradatlara bağlanması
IV 3 Amisos’da MÖ1. yüzyıl
IV 4 Amisos’un MÖ71’de Perslerden Romalılara geçişi
IV 4.1 Amisos’a ait sikkeler
IV 5 Şehrin kuruluş yeri
IV 6 Şehrin adı

V. Bölüm: Kuzey Küçük Asya’da Antik Bölgeler
V 1 Amisos’un çevresinde bulunan bölgeler
V 1. 1 Batıda Gazelonitis ve şehri Gazelon
V 1. 1a Gazelonitis’in sınırları
V 1. 1b Gazelonitis’in Amisos için vazgeçilmez önemi
V 1. 2 Saramene, Amisos’un içinde bulunduğu bölge
V 1. 3 Themiskyra ve doğuda aynı adı taşıyan şehri
V 1. 3a Amisos’un varoluşunda diğer bir temel kaynak olarak Themiskyra
V 1. 4 Sidene

VI. Bölüm: Amisos’un Ekonomik Kaynakları
VI 1 Pontos’un iç kısımlarında nehir kenarlarındaki tahıl depoları

Halys kıyısında
Phazemonitis
Diakopene ve Pimolisene
Babanomon ve Ximene
Kulupene ve Kamisene

İ ris k ıyıs ında
Zelitis
Daximonitis

İris’in yan kolu Lykos kenarında
Phanaroia

VII. Bölüm: Kuzey Anadolu Kıyısında Limanlar ve Arkayla Bağlantı Yolları
VII 1 Amisos Limanı ve arkayla bağlantı
VII 2 Sinope Limanı ve şehrin arkayla bağlantısı
VII 3 Trapezus Limanı ve arka bağlantı
VII 4 Herakleia Limanı ve güneyle bağlantı

VIII. Bölüm: Antik Yol Bağlantıları

Haritalar

Madenî paralar

Yer, şehir, ırmak, göl ve deniz isimleri

Eski döneme ait kaynaklar

Eserler

Az kullanılan kaynak ve eserler

Giriş

“Gazelon’dan sonra Saramene ve Amisos gelir. Amisos Sinope’den yaklaşık 900 Stadion uzaklığında büyük bir şehirdir.”[1] Strabon (MÖ63 – MS 19) “büyük” sıfatını Karadeniz’in güney kıyısında sadece Amisos için kullanmıyor, Herakleia’yı da büyük bir şehir olarak anıyor.[2] Acaba Pontos/Amaseia’lı Grek Coğrafyacı Strabon’un bazı şehirleri büyük ya da adından söz ettirebilir olarak tanımlaması bu yerlerin gerçekten de sıradan olmadıkları anlamına mı gelmektedir? “Daha sonra bir körfez takip eder, Kerasus ve Hermonassa’nın, iki önemsiz yerin bulunduğu körfez.”[3] Demek ki bazı yerleşim yerleri herhangi bir önem arzetmemiş ise, Strabon bunu tereddütsüz yazıya dökebilmiştir; ama altını çizmek gerekir ki yazar burada kendi görüşünü belirtmiştir. Sorumuzun cevabını Küçük Asya’nın tamamını gezip tanımış antik yazarın bu cümlesinde bulabileceğimizi rahatlıkla düşünebiliriz.[4] O halde bölge ehli Strabon’dan cesaretlenerek bugün Samsun adıyla andığımız antik kent Amisos’u döneminin mühim bir yeri olarak ele alıyor, bu şehri MÖ71 yılında III. ve son Mithradat Savaşı sırasında Lucullus[5] komutanlığındaki Roma ordusu tarafından işgal edilişine kadar konu ediniyoruz.

Pontos’un güney kıyısında arkayla uygun bağlantısı, çevresindeki verimli toprakları ve en önemli güney-kuzey antik yolunun çıkış dolayısıyla bitiş noktasında bulunması Amisos’u eski çağın tarih ve coğrafyacılarının papirüs yapraklarına kaydettirmeyi sağlamış özelliklerdir. Amisos hakkında tutulan antik kayıtlar şehrin tarihini yazmayı kolay kılacak kadar yeterli değildir. Dönüm noktalarını tam olarak belirlemek de zordur.

Parçalar halindeki yazılı kaynakları değerlendirebilmek için Amisos’u çevreleyen bölgeleri şehirleriyle birlikte ele almak vazgeçilmez bir anlam ifade etmektedir. Bu konuda bize en fazla yardımcı olabilecek ve rehberlik edebilecek kaynak ise şüphesiz Strabon’un tarih, matematik, edebiyat ve tıp içerikli coğrafya eseri olacaktır.

I. Bölüm: Güney Pontos’ta Karanlık Dönem

Karadeniz kıyıları arkeolojik açıdan bakıldığında hâlâ araştırılmamış durumdadır. Kazılar yapılmadığından tarihçiler kaya tünelleriyle, kaya merdiven­leriyle, kaya mezarlarıyla, mimari kalıntılar ve tesadüfi buluntularla yetinmek zorunda kalmaktadırlar.[6] Kuzey Küçük Asya’da arkeolojik araştırmaların sistematik bir şekilde yapıldığı şehirler sadece Herakleia ve Sinope’den ibarettir.[7] Siyasi, ekonomik ve askeri anlamda bakıldığında ise Pontos’un en iyi araştırılmış yerleşim bölgesi Amisos’tur.[8]

Kuzey Küçük Asya’yı ele geçirmeye çalışmış olan en eski büyük güç bildiğimiz kadarıyla Hitit İmparatorluğu’dur.[9] Bafra[10] -Kolay’a bağlı Kapıkaya Köyü’nde 4000 yıl gibi bir zaman dilimi öncesi Hitit yerleşim bölgesine işaret eden kapı şeklinde oyulmuş kayalar tespit edilmiştir.[11] Fakat Hititlerin nereye kadar yayıldıkları konusunu Ankara’nın yaklaşık 150 km doğusundaki Boğazköy’de bulunan levhalar ve bazı yeraltı buluntuları da aydınlığa kavuşturamamaktadır.[12]

Büyük Hitit İmparatorluğu’nun yaklaşık MÖ1200’de yıkılmasından sonra devlet, eğer Frig (Phrygya) yönetimine girmediği varsayılırsa ayrı ayrı beyliklere bölünmüş olmalıdır.[13] Bu devletçiklerden bazılarının adları yöneticileriyle birlikte Asur kaynaklarında anılmaktadır. Bu bilgileri Urartu ve hiyerogliflerin deşifre edilmesiyle de Hitit haberleri tamamlamaktadır.[14] Neredeyse sadece Anadolu’yu ele geçirme mücadelelerinden bahseden Asur kaynaklarından anlaşıldığına göre MÖ8. yüzyılın ikinci yarısında en önemli Hitit beylikleri Asurlulara haraç karşılığı vassal devletler haline dönüşmüştür. Yüzyılın sonuna doğru ise bu devletlerin çoğu Asur eyaletleri olmuştur.[15]

I 1 Pontos’un güney kıyısında yaşayan halklar

Pontos güney sahili boyunca en eski zamanlardan beri hangi halkları tarihsel açıdan tespit etmek mümkündür? Batıdan doğuya[16] doğru bakıldığında Trakyalı olarak Asya’ya akın eden Bithynia[17], Mariandynia ve Paphlagonia halklarıyla karşılaşılmaktadır. Strabon’un verdiği bilgilerden tahmin edileceği üzere Mariandynia­lılar ve Paphlagonialılar büyük Frig soyundan gelmişlerdir.[18] Mariandynialılar Kara­deniz sahilinin Herakleia ve Abonuteichos, bugünkü isimleriyle Ereğli ve İnebolu limanlarının arasında kalan bölgesinde yerleşmiş vaziyettedirler.[19] İnebolu Limanı ile antik adı Halys olan Kızılırmak’ın denize döküldüğü yer arasında kalan bölgede Paphlagonialılar yaşamıştır. Onların doğusunda, Kızılırmak ağzı ve eski dönemde Kotyora olarak geçen Ordu’nun limanı arasında, Samsun yakınlarında Grek göçmen­lerce Syrler ya da “Beyaz Suriyeliler”[20] anlamına gelen Leukosyrler olarak adlan­dırılan halk mekân tutmuştur. Greklerden önce ise ta Perslerden beri bölge sakinleri olan bu halka Kappadoklar denilmiştir.[21] Daha doğuda, ta Asurlulardan önce oralara yerleşmiş olan Tibarenler görülmektedir. Bunların yerini daha ileriki dönemlerde Kappadoklar ve Kataonlar, sonra da Chalybler almıştır. Chalyblerin adı antik kaynaklarda Suriye’nin kuzeyinde de, yani bugünkü Halep olan Aleppo’nun bu halktan dolayı Chalybiotis şeklinde isimlendirildiği yerde de geçmektedir.[22]

Bölgeden göç eden Chalyblerin büyük bir kısmı, ki bu halktan Homer bile söz eder, demircilikle uğraşmıştır. Karadeniz kıyısındaki sıradağların maden yatakları açısından zengin oluşu buralara yerleşmelerini gerektirmiştir. Bu halka burada da ana vatanlarından dolayı Syrler denilmiştir.[23] Böylece Grekler tarafından Syrler ya da Leukosyrler adıyla anılan Kappadokların aslının, sahilin daha batısına yayılan Chalyblere dayandığı ortaya çıkmaktadır. Yabancı kavimlerin işgali sonucu halklar derinden kaynaşıp birbirlerinin içerisinde erimiştir. Bu durum en azından daha güneydeki boyları az veya çok, ama mutlaka etkilemiştir. Chalyblerin dağılmış görünmeleri ve karışmış bir şekilde farklı yerleşim bölgelerinde yaşamış olmalarının nedeni de bu durumdan kaynaklanmaktadır.[24]

“Ligyler, Matienler, Mariandynler ve Syrler Paphlagonlar gibi teçhiz edilmişlerdi.”[25] Herodot’un bu haberinde muharebe düzeni ve donanım benzerliğinden dolayı farklı halklar bir askerî birlik altında gösterilmektedir,[26] ama bu demek değildir ki, bu halk grupları Paphlagonlar ile akrabadırlar ve Paphlagonia Bölgesi’ne yerleşmişlerdir. Mesela Matienler bugünkü Türkiye-İran sınırı yakınlarında bulunan Urmia Gölü’nün batısında,[27] Ligyler ise Massalia kentinin kuzeyinde, dağlarda,[28] yani birbirine çok uzak bölgelerde yaşamışlardır.

İç kısımlarda Armenia halkının büyük boyu Alarodiler (=Urartu) yer almıştır, bunların yerine Persler zamanında Hint-Avrupa kökenli Armeniler geçmiştir.[29] Pontos’un doğu sahilinde, bugünkü Transkafkasya Rion Irmağı’nın aşağı akışı boyunca çok eski zamanlardan beri Kolchlar oturmuştur.[30]

Herodot ve Xenophon gibi antik dönem tarihçileri Pontos’un güney sahilinde daha bir çok halktan bahsetmektedirler. Bu halkların büyük bir bölümü isimlerini andığımız boyların alt gruplarını oluşturmaktadır.[31]

I 1. 1 Enetler: Amisos’un yerli halkı?

Halys’in doğusundan bazı halkların Truva Savaşı’na katılıp katılmadıkları konusunda Strabon şu yorumu yapmaktadır: “Maiandrios örneğin der ki, Enetler Truvalılara yardıma gittiklerinde Leukosyrlerin ülkesinden göç etmişlerdir. Troia’dan ise Thraklarla birlikte gemilerle uzaklaşıp, daha sonra Adria çevresine yerleşmişlerdir; Savaşa katılmayan Enetler ise Kappadok olmuşlardır.”[32] Strabon bu iddiayı Paph­lagonia’nın batı sınırı olan Kappadokia’da, Paphlagonca adların sık duyulmasıyla ispatladıktan sonra şöyle devam etmektedir: “Fakat Enete ile, diyor Apollodoros, Miletli Hekataios Amisos’u kastetmektedir. Ama Amisos bahsedildiği gibi Leuko­syrlere aittir ve Halys’in öteki tarafında yer almaktadır.”[33] Enetler Halys’in öteki tarafında Amisos çevresinin eski halkı gibi görünmektedir. İleriki dönemlerde göçe katılmayan Enetler önce komşu Kappadoklarla karışmışlardır. Daha sonra buralara Halybler yerleşmişlerdir. Halyblere burada önce Syrler sonra da Leukosyrler denilmiştir.

I 2 Greklerin Küçük Asya’ya yerleşimi

Grek tarihi Küçük Asya’da[34] bir genişleme hareketi olarak başlar. Greklerin küçük ülkesi anavatan olma yolunda cesaretlenerek zamanla Ege’nin karşı tarafına taşmış, buralarda daha sonraları şehirlere dönüşen yerleşim yerleri kurmuştur.[35] Grekler bu şekilde İber Yarımadası’ndan Sicilya ve Aşağı İtalya üzeri Kuzey Afrika sahiline kadar bütün Akdeniz bölgesine ve Karadeniz topraklarına yayılmışlardır.[36]

Küçük Asya’nın batı kıyısında Grek yerleşim hareketi ancak Büyük Hitit İmparatorluğu’nun MÖ1200 civarlarında yıkılmasından sonra baş göstermiştir.[37] Herodot Küçük Asya’nın batı kıyısına yerleşen Grek soylarının bir kısmından şöyle bahsetmektedir: “Yabancılardan (barbarlardan) Hellenlerin bir kısmını haraca bağlayan, diğerleriyle de anlaşmalar yapan bildiğimiz ilk kişi Kroisos’tur. Kroisos Küçük Asya’da İonları, Aioları ve Dorları faize bağlamış, Lakedaimonlarla da dostluk kurmuştur.”[38] MÖ11. yüzyılda İonlar efsanevi liderleri Neleus önderliğinde yarımada üzerinde uygun bir konumda bulunan, Büyük Menderes ağzında Latmos Körfezi’ne sokulan Miletos[39] alanına ulaşmışlardır.[40] En geç MÖ8. yüzyıldan beri yani “Büyük Kolonizasyon”[41] olarak adlandırılan sürecin başlangıcından beri, İonya 12 Şehir Birliği üyelerinden Milet dört limanıyla hızla yükselişe geçmiş,[42] özellikle Propontis ve Pontos Euxeinos bölgelerinde bir çok yavru şehir kurmuştur.[43] Öyle ki Milet, Argonaut Efsanesi’nden tanınan ve günümüzde Gürcistan sınırları içerisinde yer alan altın zengini Kolchis’e kadar genişlemiştir.[44] Normal şartlarda Miletos adının ve gemilerinin dışında olsa olsa nüfusunun sadece küçük bir kısmını çekirdek grup olarak yeni oluşturulan yerleşim bölgesine göndermiştir. Yeni kurulan koloniye yerleşenlerin asıl kısmını başka şehirlerden gelenler oluşturmuştur ki bu insanlar bulundukları yerlerde fakir, mutsuz, kaçak ya da köle olan veya macera arayan, kısacası hallerinden memnun olmayanlardır.[45]

II. Bölüm: Anadolu Karadeniz Kıyısına Grek Açılımı

Eski tarihçi ve coğrafyacıların Greklerin Pontos kıyılarında yeni yerleşim yeri kurma faaliyetleri hakkında verdikleri tarihler bu konuda belirli bir görüşün kazanılması için tam güvenilir değildir.[46] Etapları kronolojik olarak tespit etmek imkansızdır. Antik kaynaklarda birçok Grek yerleşiminin kuruluş devri hiç kaydedilmemiştir. Bu nedenle şimdiye kadar birçok şehrin ne kuruluş tarihi ne de hangi ana şehir tarafından kurulduğu net bir şekilde bilinmektedir.[47]

Pseudo-Skymnos’un da (730-735) belirttiği gibi Küçük Asya’nın kuzey kıyısındaki şehirlerin çoğu Milet kuruluşudur: “İonya’dan Karadeniz bölgesine en fazla koloniyi Miletliler göndermiş ve önceleri yabancılara düzenlenen baskınlar nedeniyle misafir düşmanı lakabını taşıyan Karadeniz’e misafirperver ismini vermişlerdir.” Hatta Strabon XIV 1, 6’da bütün şehirler Milet’in kuruluşu olarak okunmaktadır: “Sayısız başarısı var bu şehrin. Ama en önemlisi kurduğu şehir sayısının yüksekliği. Çünkü bütün Pontos Euxeinos, Propontis ve daha birçok bölge bu şehirce iskân edilmiştir.” Milet de imparatorluk dönemindeki şehir ünvanıyla bu durumu vurgulamakta ve kendisini şu şekilde tanımlamaktadır: “İonya’nın ilk iskân edilen şehri! Karadeniz bölgesinde, Mısır’da ve başka yerlerde büyük küçük bir çok şehrin metropolisi, Milezyalıların kenti Milet!”[48]

Grek Oikistleri yani koloni grupları “Büyük Kolonizasyon Dönemi” içerisinde birbirini takip eden iki devirde, yaklaşık MÖ700 yıllarında Propontis kıyılarında ve MÖ7. yüzyılın ortalarında Karadeniz sahillerinde doğal şartların bilhassa elverişli bulunduğu Kuzey Küçük Asya’ya yerleşmiştir.[49] Şimdi bu dönemi iyice ele alalım ve bir taraftan kurucu şehirleri bulmaya, diğer taraftan kuruluş tarihlerine yaklaşmaya çalışalım.

II 1 Sinope’nin çelişkili kuruluş tarihi üzerine

Yazılı kaynaklar Sinope’nin karanlık dönemdeki iskân edilme tarihiyle ilgili bilgileri birbirini destekler biçimde vermemektedir. Kimmerler tarafından yağma­lanmasından önce olası bir Grek kuruluşundan sadece Pseudo-Skymnos bahset­mektedir.[50] Herodot Kimmerlerden önceki bir Grek kuruluşundan söz etmemektedir. IV 12’de Kimmerlerin baskınına değinirken şu bilgiyi vermektedir: “Bilindiği gibi İskitlerden (Skythler) Asya’ya kaçan Kimmerler, üzerinde şimdi Hellen şehri Sinope’nin bulunduğu yarımadaya yerleşmişlerdir.” Henüz MÖ7. yüzyılda[51] Kimmerlerin akımından önce Sinope’de bir Grek yerleşimi kanıtlanamadığından,[52] Herodot’un bu cümlesinden Sinope’nin Kimmerler akımı sırasında bir Hellen kenti olarak henüz ortada bulunmadığı sonucunu çıkarmak mümkündür. Eğer Pontos’un güneyindeki en eski Milezya noktası bile daha henüz kurulmamış ise, o zaman MÖyaklaşık 700’lerde[53] Kimmerlerin Karadeniz’in güney şeridindeki ve Propontis’teki Grek şehirlerine yaptıkları baskınları nasıl anlayabiliriz?[54] Peki ya Büyük Kolonizasyon Dalgası’nı?

Eusebios kroniğinde Sinope ve Trapezus şehirlerinin kuruluş tarihlerini çelişkili olarak vermektedir: Kuruluş yılı olarak Sinope için MÖ630 hesaplanmaktadır, buna karşılık güvenilir bir yerde Trapezus için MÖ756/55 tarihi verilmektedir.[55] Ama hiç kuşkusuz Grek tarihçi ve filozof Xenophon’un da (MÖyaklaşık 426-354) onayladığı gibi Trapezus Sinope’nin kurduğu bir şehirdir, yani Sinope ana şehir, Trapezus yavru şehirdir.[56] Xenophon Anabasis adlı eserinde, Sinope’nin de Milezyalılar tarafından MÖ630 civarlarında kurulduğunu aktarmaktadır.[57] Bu tarih gerçekten de şehirde bulunan en eski kalıntıların arasında MÖ610’lara denk düşen Korinth kökenli bir küçük tencere, aryballos yani alt tarafı balon şeklinde küçük toprak şişe ve MÖ570’lere ait geç Frigya (Phrygia) dönemi kapların yer almasıyla da destek­lenmektedir.[58]

Apollodoros, MÖ8. yüzyılda yaşayan şair Homer’in Paphlagonya kıyısını da diğer Pontos sahilleri gibi az tanıdığıni iddia etmekte, bu kanıya varış nedeni olarak da bu kıyıdan hiç bahsetmemesini göstermektedir. Strabon ise Apollodoros’un iddiasını çürütmekte ve Homer’in bilakis tüm kıyı şeridini gezdiğini savunarak şu açıklamayı yapmaktadır: “Eğer Homer henüz kurulmamış Herakleia,[59] Amastris[60] ve Sinope’yi anmıyorsa bu bizi şaşırtmamalı.”[61] Herodot IV 12 ve Strabon XII 3, 26’nın da desteğiyle denilebilir ki, Eusobios’un kronolojisi Sinope’nin MÖ700’lerdeki Kimmer baskını zamanında var olduğu iddiasını çürütmemektedir, ama vurgulamak gerekir ki bir Hellen şehri olarak değil![62] Sinope’deki Milezyalı yerleşimcilerin Kimmerlerin tehditiyle şehirlerini terk etmek zorunda kaldıkları şeklindeki görüş de mantıklı gelmemektedir, çünkü bugüne kadar Sinop’taki buluntular Herodot tarafından bahsedilen Kimmer yerleşimini ispatlayamamaktadır.[63] Sonuç olarak Kimmerlerin Sinope’de uzun süre kalmadıkları, sadece şehri yağmalayıp, Pontos kıyıları boyunca batıya doğru çekildikleri kanısına varmak mümkündür.[64]

Eğer Sinope’ye MÖ7. yüzyılın yarısından sonra, yani Kimmerlerin çekilmesinden sonra, kronolojik olarak da onaylandığı gibi[65] Milezya’dan tekrar bir koloni grubu gelmiş ise, bunun nedenlerini şehrin deniz ticaretindeki rolünde aramak gerekir. Karadeniz’in güneydoğu kıyısında yerli halkların direnişine neden olan bir dizi ikinci kuruluş gerçekleştirilmiştir.[66] Kotyora, bugünkü Ordu, Kerasus,[67] bugünkü Giresun ve Trapezus, bugünkü Trabzon, Sinopelilerin yavru şehir olarak kurdukları kentlerin en büyükleridir. Armene, Pteria, ikinci bir Kerasus ve Trapezus civarındaki Hermonassa gibi şehirler de küçük şehirlere örnek teşkil etmektedir.[68] Öyle görünüyor ki, ana şehir rolünü alan Sinope kurduğu yeleşim bölgelerini kendi nüfusundan beslerken, kendisi de yavru şehir olarak Milet’ten nüfus almaya devam etmiştir.

Sinope’nin Milezyalılarca kurulmuş olmasında Pontoslu Coğrafyacı Strabon ve Sicilyalı Tarihçi Diodoros gibi bazı antik dönem yazarları görüş birliğine varmakta, ama kuruluş tarihi konusunda susmakta, buna karşılık şehrin coğrafi konumunu övmektedirler.[69]

Eusebios Propontis’in güney sahilindeki Milezya kolonisi Kyzikos için de kuruluş yılı olarak 756/55 tarihini vermektedir, ama aynı şehir için başka bir tarih daha belirtmekte, o da MÖ675’e denk düşmektedir.[70] Öyle anlaşılıyor ki antik dönemde şehirler birkaç defa kurulmuş, daha doğrusu kurucular ve halklar değişmiştir. Bir şehre yeni bir koloni geldiğinde, orada yeni bir kuruluş başlatılmıştır.[71] Şehirlerin işgale uğramasıyla oradaki halkın değişmesi mantıken o şehrin daha önce kurulmuş vaziyette olduğunu göstermektedir.[72] Özetle söylemek gerekirse Sinope Trapezus’u yavru bir şehir olarak yeni kurmamış, sadece oranın yeni sahibi, yeni işgalcisi olmuştur.

II 2 Grek genişleme döneminde Küçük Asya’daki siyasi durum

Büyük Kolonizasyon zamanında Anadolu’daki en güçlü hanedanlıklar Urartu, Gordion ve Sardeis’tir. Urartu Krallığı MÖ9. yüzyılın ortalarında Van Gölü çevresinde Ararat’ta oluşmuştur. Bu krallığın gücü Kral Menuas (MÖ828-785) ve Kral Argistis (MÖ785-753) yönetimleri altında ta Karadeniz’e, kuzeyde Kolchis civarlarına, güneyde Akdeniz’e (Kuzey Suriye) kadar yayılmıştır.[73] Urartu Krallığı’nın kuruluşundan yaklaşık dört nesil sonra, sekizinci yüzyılın ortalarında, Sangarios’ta Gordion Kalesi civarında Frigya İmparatorluğu’nun temeli atılmıştır.[74]

MÖ700 civarlarında, Karadeniz’in güney sahillerindeki ilk Milezya kuruluş­larından kısa bir süre önce, Pontos’un kuzey kıyısında yaşayan İran kökenli Kimmer­ler,[75] yine aynı kökenden olan İskitlerce[76] yurtlarından sürülmüş, Kafkasya üzerinden Kuzey Küçük Asya’yı sıkıştırmaya başlamışlardır.[77] MÖ8. yüzyılın sonlarından beri Güney Rusya’dan akın eden Kimmerlerin giderek artan baskısına rağmen, bu dalga Urartu İmparatorluğu’nu sadece geçici bir süre için zayıflatmıştır, çünkü Kimmerler MÖ707 yılında II. Argistis’e karşı kazandıkları zaferden sonra göçlerine batı istikametinde devam etmişlerdir. Herodot da Kimmerlerin yerleşim yerlerini yağmalayarak batıya doğru kaydıklarına işaret etmektedir.[78] Özet olarak belirtmek gerekirse, bir taraftan MÖ7. yüzyılda Kimmerleri sıkıştıran İskitler, diğer taraftan Kyaxares (MÖ625-585) yönetimindeki Medler Urartu’nun çöküşüne neden olmuşlardır .[79]

Urartu’nun özüne zarar veremeyen Kimmerler göçü Gordion’u ise derinden sarsmış, Lidya İmparatorluğu’na bağımlı hale getirmiştir.[80] Küçük Asyalı Lidyalılar böylece Trakyalı halklarla birlik olup Küçük Asya’da baskınlar yapan Kimmerlere karşı mücadele vermişlerdir. Bunun sonucunda Mermnad Hanedanlığı altında Sardeis’ten Ege’ye, Propontis’ten batıya kadar uzanan devletlerini oluşturmuşlardır; Lidyalıların kurduğu bu devlet MÖ547’de Ahamenidlerden olan II. Kyros’a karşı yapılan savaşta Pers İmparatorluğu içinde eriyip kaybolmuştur.[81] Urartu doğudaki Asurlular için her zaman bir tehlike arzetmiştir. Urartular, Gordion’u da Toros Dağları üzerinden batıya kaydırmışlardır.[82]

Urartu ve Gordion siyasi faaliyetlerini temel olarak doğuya, Asur İmparatorluğu’na doğru yönlendirmişlerdir; bu iki İç Anadolu imparatorluklarının tersine Lidya kralları politikalarını batıya yoğunlaştırmışlardır, öyle ki Lidyalıların başkenti Sardeis de Ege’ye en yakın şehirdir.[83] Böylelikle Gordion’lu Midas’ın[84] yararlanacağı küçük siyasi başlangıçlar atılmıştır.

Sonuç olarak neredeyse hepsi Milezyalılardan oluşan Grekler bu siyasi karışıklıktan yararlanarak, coğrafi konumunu elverişli buldukları Pontos’un güney kıyılarında birçok yavru şehir kurmaya başlamışlardır.

II 3 Milet kuruluşlarının tespiti

Milezyalılar nereleri yerleşim için avantajlı bulmuşlardır? Bu halk Karadeniz’in güney kıyı uçlarında ve kıvrımın ortasındaki koyları büyük küçük koloniler kurarak işgal etmiştir. Denize sokulan kara parçaları yani burunlar, körfezler ya da Sinope[85] gibi yarımada konumundaki yerler de Milezyalılarca yerleşim için seçilmiştir.

Amisos bir yarımada üzerinde değil, körfez üzerinde kurulmuştur.[86] Tarihi kaynakların herhangi bir yerin Milezya kökenli olup olmadığı konusunda çelişkili bilgi vermeleri durumunda, o yerin konumuna bakılarak kabaca bir karar vermek mümkündür. Çünkü Milezya kuruluşları hep deniz kenarında bulunmaktadır.[87] Bu teoriye dayanarak denize uzak mesafede, iç kısımlarda bulunan bir şehre Milezya kökenli koloni deniImemelidir. İç kısımlarda su taşımacılığına elverişli ırmak kenarlarındaki yerleşim yerlerinin Milezya kuruluşları olup olmadığı şüpheli durumdadır; Rhyndakos Irmağı kenarında bulunan Miletopolis ve Apollonia hakkında Milezyalıların ikinci kuruluşları olarak söz etmek en doğru olanıdır.[88] Milezya kuruluşları olarak adlandırılan sınıfın içerisinde dahi şehirlerin direkt Milet tarafından ilk kuruluş mu yoksa Milet’in bir yavru şehri ya da yavru şehirlerince oluşturulmuş ikinci kuruluş mu olduğunu tespit etmek mümkün değildir.[89]

III. Bölüm: Amisos’un Kuruluşu

“Grek sömürgecilerce kurulmuş liman şehirlerinden biridir.”[90] Böyle bir ifadeyle Amisos’un kurucuları hakkında hata yapmamış olur, bu ifadeyi herhangi bir soruna çarpmadan geçerli kıldırabiliriz. Şehri, tarihin derinlerine inerek incelemeyi arzularsak, yazılı kaynakların yanıltıcı olduğu yetmiyormuş gibi fakir ve parça parça oluşlarını da hesaba katmak zorunda kalırız.[91] Ne kitabeler ne de Amisos sikkeleri kurucular ve kuruluş tarihi hakkında net bir bilgi vermektedir.[92] Amisos’la eserlerinde dolaylı ilgilenen yazarlar, kaynakların verdiği güvensizlik yüzünden “tahminen”, “mümkün olabilir” veya “ya da” gibi kelimelere sığınarak, şehrin kurucularını net bir şekilde adlandırmaktan kaçınmışlardır.[93] Amisos’un genel tarihini ele alan bir eser henüz yoktur.[94] Amisos, batıda Sinope, doğuda Trapezus gibi tarihin karanlık dönemlerinden beri ünlü iki şehir arasında karaya doğru derince sokulan körfez konumu[95] sayesinde parça parça bilgiler şeklinde de olsa eski eserlerde kendinden bahsettirmiştir.

Herodot Amisos’tan hiç bahsetmemektedir. “Çünkü bir zamanlar büyük olan şehirlerin çoğu küçülmüştür, benim zamanımda büyük olan şehirler ise eskiden küçüktü.”[96] Amisos, Herodot’un yaşadığı dönemlerde küçük bir şehir miydi ki Küçük Asya’nın kuzey kıyısında Kolchis’e kadar yolculuk yapmış olmasına rağmen bu şehrin farkına varmamış olsun?[97] Bir yarımada üzerinde bulunan komşu şehir Themiskyra tarihçinin eserinde bir kerteriz noktası olarak yer almaktadır.[98] Çevrenin iki ırmağı Thermodon ve Halys’ten bir çok kere bahsetmekte,[99] Sinope’yi sık sık anmaktadır. Fakat Amisos hakkında hiç bir ipucu vermemektedir! Sadece Amisos’u değil, ünlü Trapezus’u dahi anmamaktadır.[100] Öyleyse sorumuzun cevabının çıktığını kabul edebiliriz: Herodot’un Amisos’tan söz etmemesi, Amisos’un o zamanlar var olmadığı ya da önemsiz bir şehir olarak var olduğu anlamına gelmez!

Strabon XII 3, 14: „Theopompos, Amisos’un önce Milezyalılar, daha sonra ..[101] Kappadokların hükümdarı tarafından[102] kurulduğunu, fakat üçüncü kez ise Athenokles ve Athen’den gelenlerce genişletildiğini, adının da Peiraieus olarak degiştirildiğini söylemektedir. Pontos kralları bu şehri de işgal etmişlerdir; Eupator şehri tapınaklarla süslemiş ve şehre bir bölüm daha eklemiştir. Lukullus bu şehri de kuşatmıştır, daha sonra da buralara Bosporos’tan gelen Pharnakes; Ulu Sezar’ın hürriyetine kavuşturduğu bu şehri Antonius yine krallara teslim etmiştir. Bunun üzerine şehir Diktatör Straton tarafından zarara uğratılmış, fakat Attika olaylarından sonra İmparator Augustus’ça yeniden özgürlüğüne kavuşturulmuştur, şu anda ise iyi bir durumda bulunmaktadır.”

Strabon Theopompos’un açıklamalarına dayanarak Amisos’un yüzyıllık hikayesini böyle birkaç cümleyle özetlemektedir. Amisos’un kuruluşu ve yeri hakkında bilgi veren yazılı kaynakların en önemlisi şüphesiz Strabon’un coğrafi eseridir. Bu antik yazar Küçük Asya’yı kendi gözlemleriyle çok iyi tanımış, ayrıca döneminin yerli kaynaklarına kolaylıkla ulaşabilmiş ve bu eserleri mümkün olduğunca objektif değerlendirmiştir.[103]

Strabon’un yukarıda kaydedilen açıklamasına göre MÖ5. yüzyılda Theopompos[104] Milezyalıları şehrin ilk kurucuları, aynı zamanda ilk halkı olarak vermektedir. Şehrin ikinci nüfusunu yazılı kaynaklarda hükümdarlarının adı tespit edilemeyen Kappadokyalılar oluşturmuştur. Belki adı tespit edilemeyen bu hükümdar Kappadokya’nın Pers satraplarından biridir.[105] Bu bağlantıyla birlikte şehrin Amisos şeklindeki adını Peiraieus olarak değiştiren Atinalılar buranın üçüncü kurucuları, daha doğrusu sömürgecileridir.[106]

Plutarch, Luc. 19, Perikles’in[107] yayılma politikasıyla bağlantılı olarak gösterilen üçüncü kuruluş dönemiyle başlamaktadır: “Amisos Atinalıların bir şehriydi ve Atinalılar tarafından hem karada hem denizde çok güçlü oldukları bir dönemde kurulmuştu.”[108] Alexandria’lı Appian da Mithr. 83’de Atinalıların denizlere egemen oldukları bir dönemde Amisos’a yerleştiklerinden bahsetmektedir.

Atina’dan gelip yerleşenler hakkındaki antik haberler arka yüzünde “Peiraieus” yazısı ve Atina baykuşu bulunan MÖ4. yüzyıla ait Amisos sikkeleriyle kanıtlanmaktadır.[109]

III 1 Atina Sevkiyatı

Perikles yönetimindeki Atina Sevkiyatı MÖ5. yüzyılın 30’lu yıllarında gerçekleştirilmiştir.[110] Bu dönemde Sinope tiranlıkla yönetilmiş, başta da sevkiyat dalgasıyla sürülen Timesilaos yer almıştır. Sevkiyat takibinde Sinope’ye 600 kişi getirilmiştir. Bu haberleri Plutarch Per. 20 vermektedir: “Perikles Sinoplulara, Timesilaos’un tiranlığına karşı askerlerin yanında Lamachos emrinde 13 de gemi bıraktı. Tiran Timesilaos yandaşlarıyla birlikte sürüldükten sonra, bir halk kararının çıkmasını sağladı. Bu karara göre 600 Atinalının gönüllü olarak Sinop’a gitmeleri, Sinopluların arasına yerleşmeleri ve tiran taraftarlarınca oturulmuş evleri, kullanılmış toprakları kendi aralarında paylaşmaları gerekiyordu.”

MÖ429’da Perikles’in ölümünden sonra devam etmiş olan bu sevkiyatın ne kadar sürdüğü belirtilmemiştir. Fakat nümizmatik kalıntıların da desteklediği gibi en fazla MÖ413/412’ye, Sicilya yenilgisi nedeniyle Atina’nın gücünün azalmaya başladığı döneme kadar sürmüş olmalıdır.[111] Ancak Perikles’in Karadeniz’e sevkiyatının, Sinop’taki Tiran Timesilaos’un sürgün edilişinin ve 600 Atinalının buraya yerleştirilmesinin şehrin özerkliğine hangi etkiyi yaptığını tahmin etmek güçtür.[112]

Grek yayılma süreci hakkında bilgi veren antik haberler konu Amisos olunca daha da detaysız kalmaktadır. MS 2. yüzyılda yaşamış olan Alexandria’lı Grek Tarihçi Appian şöyle belirtmektedir: “İşte Lucullus, bu insanların Atinalılar tarafından denizlere egemenken buraya yerleştirildiklerini, önce demokratik bir yasaya sahip olduklarını, ama sonra uzun bir süre Pers krallarının yönetimi altında kaldıklarını öğrenmişti. Alexander’in bir emriyle demokrasiye yeniden kavuşmuş, ama sonra yine Pontos egemenliğine girmişlerdi.”[113] Appian da Strabon XII 3, 14’de olduğu gibi detaya girmeden arka arkaya dört süreç aktarmaktadır. “Detay vermemek” Amisos’un tarihine değinen antik kaynakların tipik bir özelliğidir. Amisos’la ilgilenen modern tarihçiler de işte bu yüzden tahminlere dayanmak zorunda kalmaktadırlar. Amisos’a kaç Atinalının yerleştirildiğini ve Amisosluların sevkiyattan önceki anayasa türünü Appian’dan da öğrenememekteyiz.

III 2 Milet ya da Phokea? Amisos’un kurucu şehri üzerine

Amisos’un kurucu şehri arandığında Milet’in dışında bir İyon şehri daha ortaya çıkmaktadır, o da MÖ8. ve 7. yüzyıllarda batı Akdeniz bölgelerinde zengin ticaret ve sömürge faaliyetlerinde bulunan Smyrna körfezindeki liman şehri Phokea,[114] bugünkü adıyla Foça’dır.[115] Phokea’yı Amisos’un muhtemel kurucu şehri olarak tarih sahnesine kim olduğu tespit edilemediği için Pseudo-Skymnos adıyla anılan yazar çıkarmaktadır: “Leukosyrlerin bölgesinde bulunan Amisos şehri, [.] Phokealıların bir kolonisidir. Çünkü Herakleia’dan dört yıl önce İonyalılar tarafından yurt edinilmiş ve kurulmuştur.”[116] Sanki Pseudo-Skymnos Amisos ile Herakleia’nın kurucularının aynı olduğunu ima etmeye çalışmıştır.

Bu anonim yazarın Gerekçe derlediği dünya tanımlaması günümüze eksik olarak ulaşmıştır.[117] Amisos tarihinin aydınlığa kavuşması için çok önemli olan yukarıdaki satırlar da maalesef noksandır.[118] Yazar, Herakleia’nın kuruluşunu Med topraklarının Pers Kralı Büyük Kyros tarafından MÖ560’larda işgalinden sonraki döneme kaydetmektedir.[119] O zaman Amisos’un kuruluşu da yaklaşık MÖ564 tarihine tekabül etmektedir.[120] Dileğimiz Foça’nın kurduğu bir başka şehri aramak ise, Propontis’in güneybatısında MÖ654’de kurulmuş olan Lampsakos’u[121] buluruz.[122] Amisos ile Lampsakos’un kuruluş tarihleri arasındaki fark ve aradaki mesafe, bizi Amisos’un bir Foça kuruluşu olabileceği fikrinden uzaklaştırmaktadır.

Ehrhardt,[123] Amisos’un kuruluşunda Foça’nın katkısının olabileceği fikrine şöyle karşı çıkmaktadır: “Foçalılar MÖ544’de giderek yaklaşan Pers tehlikesine karşı şehirlerini terketmiş ve birkaç etapta batıya doğru yönelerek sonunda Korsika adasında Alalia ve aşağı İtalya’da Elea’yı kurmuşlardır. Eğer Foçalıların daha önce Amisos’un kurulmasında payı olmuş olsaydı, göç eden halkın en azından bir kısmından Amisos’a doğru yönelmeleri beklenebilirdi. Ama bu konuda hiç bir bilgi aktarılmamaktadır. Herodot, Foçalıların göçünü detaylı bir şekilde ele almasına rağmen, Amisos’taki Foça kolonisini Perslerden kaçışın bir sonucu olarak görmeyi mümkün kılacak hiç bir ipucu vermemektedir.” Ama şehirlerin kurucularının kimler olduğunu yazmak Herodot’un tarzı değildir. Bu tarihçi sadece Sinop’ta olduğu gibi Grek şehri diye belirterek geçiştirmektedir.

Nolle, imparatorluk döneminde basılan barış sikkelerine dayanarak Amisos’un Milet ve Phokea şehirlerince birlikte kurulduğuna karar kılmaktadır.[124] İmparator Maximinus Thrax yönetimindeki Amisos bu Homonoia yani barış sikkelerini, Septimius Severus dönemi olan MS 2. yüzyıldan 3. yüzyıla geçişte Milet ve Phokea ile yapılan barış adına bastırmıştır.[125] Nolle’nin yorumuna göre Tanrıça Demeter bu barış sikkelerinin arka yüzünde her zaman sağ tarafta yer almakta, buna karşılık Phokea şehir tanrıçası ve Milet tanrısı Apollon[126] ise Demeter’in solunda temsil edilmektedir. Tahılın yetişmesinden sorumlu, dolayısıyla bereket tanrıçası olan Demeter, Nolle’ye göre şüphesiz Amisos’un temsilcisidir, çünkü İris ve Thermodon ırmaklarının verimli düzlükleri imparatorluk döneminde Amisos bölgesinde yer almıştır. Demeter’in bu sikkelerde neden hep sağ tarafta yer aldığı sorusuna da Nolle, kurucu ya da ana şehirlerin tanrıçalarına daha değerli olan sol tarafın bırakıldığı şeklinde açıklık getirmektedir.

[...]


[1] Strabon XII 3, 14; Stadion antik Yunan döneminde yarışmaların yapıldığı, başlangıçta dikdörtgen daha sonraları yarı daire şeklinde ve etrafı onbinlerce izleyicinin sığabildiği tribünlerle çevrili bir yerdir, yani stadyumdur. Stadion 600 ayak uzunluğunda olmuş, ancak bu temel ölçü yerden yere göre farklılık göstermiştir. Uzunluk birimi olarak ortaya çıkan “Stadion” bu nedenle 160 ve 210 metre arasında değişmiştir. Örneğin Olympia’da 192 metre, Yunan-Roma Stadionu ise 178,6 metredir, Löwe ve Stoll, s. 350; Strabon’un verdiği 900 Stadion 178, 6 m ile hesaplandığında günümüzün 168 km’lik Samsun-Sinop mesafesine yaklaşık bir rakam çıkmaktadır.

[2] Strabon XII 3, 6; Strabon 17 kitap halinde antik dönem dünyasının coğrafyasını yazmıştır. Büyük bir gezgin olmasına rağmen eserinde, örneğin Poseidonios’un (yaklaşık MÖ135-51) yazılarından yaptığı alıntılar gibi, birçok kitaptan yararlanmıştır. Uzun süre Roma’da yaşamış olan Strabon’un MÖ144 -27 arası dönemini kapsayan 47 ciltlik tarih eseri kaybolmuştur, Löwe ve Stoll, s. 294, 352, 353.

[3] Strabon XII 3, 17.

[4] Hoben, giriş sayfası 3.

[5] Lucullus, Lucius Licinius (yaklaşık MÖ117-57), Romalı politikacı ve başkumandan, MÖ74’de konsül, 3. Mithradat Savaşı’nın (MÖ74-63) başlangıç yıllarında Pontos Kralı VI. Mithradates’in işgal ettiği toprakları geri almayı başarmıştır, MÖ67’de ordunun isyanı nedeniyle görevinden alınmış, yerine Pompeius getirilmiştir, Löwe ve Stoll, s. 210, 233.

[6] Bossert, s. 85.

[7] Marek, s. 16, dipnot 134.

[8] Weimert, s. 114 ve 115.

[9] Marek, s. 14; Belke, s. 57.

[10] Samsun’un yaklaşık 50 km kuzeybatısında yer alan Bafra, antik dönemde Gazelon, ortaçağda ise Pulveral adıyla geçmektedir, Belke, s. 86.

[11] Köksal, s. 101 ve 102; Yazar ayrıca ilk yerleşim yerlerinin kalıntılarının ve paleolitik malzemelerin de Samsun civarında bulunduğunu kaydetmektedir.

[12] Marek, s. 14; Boğazköy adlı köyde Hitit İmparatorluğu’nun başkenti Hattuşaş’ın kalıntılarına rastlanmıştır. Boğazköy’ün adı 1937 yılında Boğazkale olarak değiştirilmiştir, Zgusta, s. 24.

[13] Bossert, s. 67; Kitabelerinden anlaşıldığına göre Frigler (Phrygler), Hint-Avrupaî (İndo-German) bir halktır ve MÖ1200 civarlarında baş gösteren Kavimler Göçü’yle birlikte Trakya’dan Anadolu’ya sürülmüş olmalıdırlar. Bu halkın Hitit İmparatorluğu’nun yıkılmasında rol oynayıp oynamadığı tespit edilememektedir, Bossert, s. 80.

[14] Bossert, s. 67.

[15] Bossert, s. 68.

[16] Pontos güney sahilinin batısındaki halk grupları buralara yerleşmeden önce, ki biz onları çok eski dönemlerde buralarda bulabilmekteyiz, büyük bir ihtimalle doğuda yaşamışlar, ancak halk kitlelerinin yoğunlaşmasıyla batıya kaydırılmışlardır, Bürchner s. 24.

[17] Herodot VII 75.

[18] Bürchner S. 24; Strabon (VIII 3, 17) Kaukonların Paphlagonia’dan olduklarını tahmin etmekte ve neden olarak da şu açıklamayı yapmaktadır: „Çünkü orada kesin bir şekilde Kaukonialılardan bahsediliyor. Bunlar aynı zamanda Paphlagonlar olan Mariandynialıların komşusudurlar.” Bu haberden anlaşıldığına göre Paphlagonlar değişik halk gruplarından oluşmuştur; Herodot VII 73 Asya’ya yerleşmeden önce adları Brig olan Phryglerin (Friglerin) göçünden bahsetmektedir.

[19] Herodot VII 72 için Haussig, dipnot 103, s. 730; Bugünkü İnebolu olan Abonuteichos, Sesamos ve Sinope arasındaki mesafenin ortalarında bir yerde bulunmuştur, Marek, s. 19.

[20] Strabon XII 3, 9.

[21] Herodot I 72; VII 72; Strabon XII 3, 5; XII 3, 9 (Strabon burada Herodot’u kaynak olarak vermektedir); XVI 1, 1; Herodot VII 72 için Haussig, dipnot 103, s. 730.

[22] Bürchner S. 25; Chalybler, Herodot I 28’de Halys Nehri’nin bu tarafındaki halk olarak geçmektedir. Strabon XII 3, 19-20 Chalybleri ve onlardan sonraki Chaldaileri yaşadıkları yer Pharnakia ile birlikte detaylıca anlatmaktadır. Olshausen-Biller s. 156’da Pharnakeia, bugünkü Giresun olan Kerasous’la aynı yer olarak gösterilmektedir. Eğer Pharnakia Pharnakeia ile aynı ise o zaman bu yer Halys’in öte tarafında bulunmaktadır. Haussig bu durumu Kroisos yönetimindeki Lidya İmparatorluğu’nun Halys etrafında genişlemesiyle yorumlamakta ve Chalyblerin yerleşim yerini Samsun Limanı yakınlarında göstermektedir, Herodot I 28 için dipnot 28, s. 636.

[23] Haussig, Herodot I 6 için dipnot 9, s. 634.

[24] Bürchner, s. 26.

[25] Herodot VII 72.

[26] Herodot VII 72 için Haussig dipnot 103, s.730.

[27] Haussig, Herodot I 28’e dipnot 28, s. 636 ve Herodot VII 72’ye dipnotlar 102, 103, s. 730.

[28] Herodot V 9; Haussig tarafından yapılan yoruma göre Herodot, Ligyler ile Keltlerin baskısı yüzünden Kuzey İtalya ve Güney Fransa’dan kaçan Hint-Avrupaî (İndo-German) öncesi çok eski bir halk olan Ligurları kastetmektedir. Grek kolonisi Massalia’nın kuzeyinde yaşayan Ligur boylarıyla Salyler ya da Salluviler anlaşılmaktadır, V 9’a dipnot 15, s. 701.

[29] Bürchner s. 25 ve 26; Armenilerin eski yerleşim yeri Frigya’dır (Phrygia), Bossert s. 93; Alarodiler, Akad (Asur) yazıtlarındaki Urartular, Van, Urmia ve Gökçe (Sevan) göllerinin çevrelediği üçgende yaşamışlardır, Herodot III 94’e Haussig dipnot 91, s. 678 ve Herodot VII 79’a dipnot 120, s. 732.

[30] Bürchner s. 26; Herodot VII 79’a Haussig dipnot 119.

[31] Bürchner s. 27.

[32] Strabon XII 3, 25.

[33] Strabon XII 3, 25; MÖ2. yüzyılda yaşamış olan Athen yani Atinalı Apollodoros Chronika ve 24 ciltlik Tanrılar Öğretisi adlı eserler hazırlamıştır. Bu eserler antik dönemde Strabon’un da başvurduğu gibi kaynak olarak kullanılmıştır. Mitolojilerin tarifini içeren Bibliothek isimli el kitabı da MS 2. yüzyıldan kalmadır ve kendi adını taşımaktadır, Löwe ve Stoll, s. 37; MÖ5. ve 6. yüzyıllarda yaşamış olan Hekataios Genealogiler adlı ana eserinde soyluların efsanevi hayat ağaçlarını anlatmıştır. Apollodoros’un kaynak olarak kullandığı Dünya Seyahati isimli coğrafi eserinden daha önce Herodot da yararlanmıştır. Her iki eserden de sadece parçalar kalmıştır, Löwe ve Stoll s. 144

[34] Küçük Asya “Asia minor” olarak eski Romalılar için bütün bir kıtanın küçültülmüş görüntüsüdür, Lerch s. 6.

[35] Lerch s. 8.

[36] Lerch s. 8; Aynı yazar s. 254’de Greklerin yani Eski Yunanların Karadeniz’e açılımını MÖ630’dan itibaren vermektedir; “Büyük Yunanistan” tanımlamasıyla Aşağı İtalya, Sicilya ve Yunanların en eski yerleşim bölgesi ifade edilmektedir.

[37] Herodot I 6 için Haussig dipnot 10, s. 634; Lerch s. 23 Küçük Asya sahiline Grek yerleşimini MÖ1100’den itibaren vermektedir.

[38] Herodot I 6; MÖ14. yüzyılda Küçük Asya güney kıyısındaki Pamphylia’da gerçekleşen eski Yunan yerleşiminden Herodot habersizdir, ki bu dönem yaklaşık Kreta yani Girit adası ile Kıbrıs’ın bir bölümünün ele geçirildiği zamana denk düşmektedir, Haussig, Herodot I 6 için dipnot 10, s. 634.

[39] Strabon XIV I, 6; Daha MÖ1600 civarında Minos Medeniyeti’nden olan Giritliler eski yarımadaya yerleşmişlerdir. MÖ13. yüzyılda Akaların burada çoktan bir ticaret kolonisi bulunmuş, Akaları ise Karyalılar takip etmiştir, Lerch s. 254; Bürchner s. 39.

[40] Lerch s. 254.

[41] „Büyük Kolonizasyon“ ile yaklaşık MÖ750’den 550’ye kadar sürmüş ve Akdeniz bölgesinin büyük bir kısmını kapsamış olan Grek koloni kurma dalgası anlaşılmaktadır, Ehrhardt, Anmerkungen, dipnot 1, s. 266.

[42] Strabon XIV I, 6; Lerch s. 254.

[43] “Yavru şehir” karşılığındaki Grekçe terim “Apoikie” bir alt grubu işaret edecek şekilde de kullanılabilinir, Ehrhardt, Anmerkungen, dipnot 4, s. 266.

[44] Willeitner s. 254’e göre Miletliler MÖ630’dan itibaren Karadeniz’in güney kıyılarına ulaşmışlar ve aralarında en önemlilerini Kyzikos, Byzantion, Sinope, Olbia, İstros ve Odessos’un oluşturduğu 80’den fazla kontrol noktası kurmuşlardır.

[45] Bürchner s. 49.

[46] Bürchner s. 41; Ehrhardt, Anmerkungen, dipnot 11, s. 267.

[47] Bürchner s. 40; Nolle s. 157.

[48] Nolle s. 161-162.

[49] Olshausen, Einführung, s. 175 ve 17; Marek s, 15.

[50] Xenephon, An. VI 1, 15 ve daha sonraki yazarlar sadece bir Milezya kuruluşundan bahset­mektedirler, Marek s. 18.

[51] Süreç olarak Kral Ardys’ün yönetim zamanı verilmektedir, Bürchner s. 61.

[52] Pfisterer s. 13.

[53] Olshausen, Einführung, s. 175.

[54] Müller s. 218’de Sinope Milezyalıların Karadeniz’deki ilk kolonisi olarak geçmektedir. Bu eserde Sinope’nin tüm Karadeniz bölgesinde mi yoksa sadece güney Karadeniz şeridinde mi Milezyalıların en eski kolonisi olduğu net anlaşılmamaktadır. Pfisterer s. 13’de Sinope, bölgenin Greklerce düzenli aralıklarla uğranılan en eski noktalarından biri olarak belirtilmektedir, yani ilk değil, ilklerden biridir!

[55] Eusob. Chron. Arm. P. 80, Bürchner, dipnot 7 ile birlikte s. 61.

[56] Xenephon An. IV 8, 22: „Buradan iki gün içerisinde yedi fersah yürüyerek denize vardılar, Karadeniz’de bulunan Grek şehri Trapezunt bölgesine, Kolchlerin ülkesindeki Sinope’nin kolonisi Trapezunt’a.”; Olshausen, Einführung, s. 175.

[57] Xenephon An. VI 1, 15; Korenjak s. 114.

[58] Pfisterer s. 13.

[59] Pontos Euxeinos güney sahilinde Herakleia Pontike, bugünkü Ereğli, en batıdaki ve Hellenizm devrine kadar bölge tarihinde en güçlü Grek yavru şehri olarak Milezya Birliği’nden çıkan tek yerdir. Kuruluşunda Boiotlar ve Megarların payı vardır, Bittner s. 7; Marek s. 16; Pseudo-Scymnos 975 ve devamı Herakleia’nın kuruluşunu MÖ560’larda Büyük Kyros’un Medleri ele geçirmesinden sonraki döneme kaydetmektedir; Xenephon (an. VI 2, 2) Boiotların kuruluştaki payından hiç söz etmemektedir. Bu antik yazara göre Herakleia Megarların bir kolonisi olup, Mariandynlerin ülkesinde yer almaktadır. Aynı kaynak (an. VI 4, 4) Herakleia’dan Byzans’a kadar herhangi bir Grek şehrine rastlanmadığı bilgisini de vermektedir.

[60] Daha eski adı Sesamos olan Amastris üzerine, bugünkü Amasra, Pseudo-Skymnos F 29 şöyle bildirmektedir: “Daha sonraki zamanlarda İonya’dan Milezyalı bir filo geldi ve bu şehirleri kurdu. Bu filo daha sonra aynı çevrede kendi adını taşıyan yeni bir şehir kurarak Amastris’i Amastris’le birleştirdi.” III. Dareios’un kız yeğeni Amastris MÖ4. yüzyılda Herakleia’nın hükümdarı olmuştur, Korenjak s. 114; Saprykin s. 87; Diodoros 20, 109.

[61] Strabon XII 3, 26.

[62] Müller s. 219 Sinope’nin büyük ihtimalle eski bir Hitit yerleşim yerinde (Sinova?) kurulduğunu kaydetmektedir.

[63] Müller s. 219.

[64] Herodot I 6: „Çünkü Kimmerlerin akımıyla, ki bu akım bir zamanlar, daha Kroisos döneminden önce, İonya’ya kadar dayanmıştır, şehirler boyunduruk altına alınmamış, sadece geçerken yağmalanmıştır.“ Herodot IV 12: „İskitler Medlerin ülkesine gelene kadar Kaukasos’un solunda kalıp soluklanırken, Kimmerler hep Pontos sahilleri boyunca göçlerine devam etmişlerdir.“

[65] Bürchner s. 63.

[66] Marek s. 19.

[67] I. Pharnakes’in bir vakfı olan Pharnakia Kerasus’un yerinde kurulmuş ve nüfusu Kotyoran’dan gelenlerden oluşturulmuştur.

[68] Batıda Abonuteichos da belki bu kuruluşlara dahil edilebilir, Marek s. 19; Strabon XII, 3, 17 ikinci Kerasus ve Hermonassa hakkında iki anlamsız yer olarak söz etmektedir.

[69] Strabon XII 3, 11: „Daha sonra Sinope, oradaki şehirlerin en göz alıcı olanı, Armene’ye elli kerte (Stadion) mesafede Milezyalılarca kuruldu.“ Strabon XII 3, 11: „Daha sonra Milezyalılar uygun coğrafi konumu ve halkın savunma konusunda zayıflığını farkedince burayı kuşatıp koloni gönderdiler.“ Diodoros XIV 31, 2: „Sinope Milezyalıların bir kolonisiydi ve Paphlagonya’da uygun coğrafi konumu sayesinde bu civarların en gözde şehriydi.“

[70] Olshausen, Einführung, s. 175.

[71] Korenjak s. 114; Bean s. 21.

[72] Bean, s. 21.

[73] Olshausen, Einführung, s. 175; Urartu Devleti MÖikinci bin yılın sonlarına doğru Asurluların „Nairi Ülkeleri“ diye adlandırdıkları küçük devletlerden oluşmuştur, Bossert s. 87.

[74] Olshausen, Einführung, s. 176.

[75] Herodot I 6, I 15 ve IV 11; Strabon XI 2, 5; Herodot’un verdiği bilgileri Akadlara ait çivi yazılı kaynaklar doğrulamaktadır, bu kaynaklarda Kimmerlerin adı “Gimirrai” formundadır; Herodot I 6 için Haussig, Anm. 11, s. 634; İskitlerin kökenleri hakkında Herodot IV 11 için Haussig, Anm, 10 okunabilir, s. 684; Bürchner s. 26.

[76] İskitlerin Pontos kıyılarına neden yerleştiklerini Şair Aristeas bir epik şiirde anlatmaktadır, Herodot IV 13 ve devamı; Prokonnesos’lu Aristeas (Bugünkü Marmara Adası) günümüze ancak bir kaç parçası ulaşan Arimaspeia adlı şiirin yazarıdır. Arimaspeia’da İskitlerin göç efsanesi anlatılmaktadır, Herodot IV 13 için Haussig, Anm. 14. s. 685.

[77] Herodot IV 13: „Önce Arimasplar İssedonları yurtlarından sürdüler, daha sonra İssedonlar İskitleri, sonra da İskitler tarafından sıkıştırılan Kimmerler Güney Denizi’ndeki vatanlarını terketmek zorunda kaldılar.“ Burada adı geçen Güney Denizi ile Karadeniz kastedilmektedir, çünkü Karadeniz İskitlerin bölgesinden bakıldığında güneyde kalmaktadır.

[78] Olshausen, Einführung, s. 175 ve 176; Bossert s. 87 ve 93; Herodot I 6 ve IV 12.

[79] Olshausen, Einführung, s. 175 ve 176; Bossert s. 87.

[80] Olshausen, Einführung, s. 176.

[81] Olshausen, Einführung, s. 176.

[82] Olshausen, Einführung, s. 176.

[83] Herodot I 14, I 15 ve I 17.

[84] Herodot I 14.

[85] Bürchner s. 11; Kerasus-Pharnakeia, bugünkü Giresun, Bürchner’de belirtildiği gibi yarımada konumunda değil, geniş bir körfez üzerinde kurulmuştur.

[86] Ehrhardt s. 58’de yanlışlıkla Amisos’un da diğer birçok yer gibi bir yarımada üzerinde kurulduğu yazılmaktadır.

[87] Ehrhardt, Text, s. 96.

[88] Ehrhardt, Text, s. 96.

[89] Ehrhardt, Text, s. 12.

[90] Summerer s. 22.

[91] Summerer s. 22; Nolte s. 157.

[92] Ehrhardt s. 59.

[93] Örneğin Weimert s. 115: „Amisos tahminen MÖ6. yüzyılın ortalarında Phokaia ya da Milet tarafından kurulmuştur.“

[94] Summerer dipnot 58 de dahil olmak üzere s. 22.

[95] Plinius nat. hist. VI II 7; Küçük Asya’nın güneyinde bulunan Kilikya’ya en yakın bağlantının olduğu yer, Strabon XIV 4, 11 u. XIV 4, 22.

[96] Herodot I 5.

[97] Müller s. 201.

[98] Herodot IV 86: „ ...ve Sindlerin bölgesinden Thermodon Irmağı’nın eteklerindeki Themiskyra’ya kadar, ki burası Pontos’un en geniş olduğu yerdir, üç gün, iki gece sürmektedir.“

[99] Herodot I 76: “Pteria bu kıyının en güçlü yeridir ve büyük bir bölümüyle Pontos Euxeinos’a sokularak inşa edilen Sinope şehrinin karşısına düşmektedir.“ Herodot II 34: „Ama Mısır, Kilikya Sıradağı’nın yaklaşık karşısına düşmektedir; Gücü kuvveti yerinde bir seyyah buradan dümdüz giderek beş günde Pontos Euxeinos’ta Sinope’ye varabilir. Sinope ise İstros ağzıyla karşı karşıyadır.“

[100] Gerçi Herodot, Trapezus adında bir şehirden bahsetmektedir, ancak bu şehir Arkadya’nın güneyinde, Alpheios Irmağı’nın yukarı akış bölgesine yakın çevrede, bugünkü Sen Anastasio Manastırı’nın olduğu yerde bulunmaktadır, Haussig, Herodot VI 127 için dipnot 181, s. 720.

[101] Burada kralın adı eksiktir, Groskurd, Strabon XII 3, 14 için dipnot 2, s. 471; Kappadokya Hükümdarlığı’nı takip eden bu satırdaki boşluk modern çalışmalarda tahminen şehrin ikinci kuruluşuyla doldurulmaktadır, Nolle s. 158.

[102] Summerer dipnot 66 da dahil olmak üzere s. 22 ve Nolle s. 158.

[103] Hoben s. 3.

[104] Diodoros (84, 7) bu antik tarihçi hakkında şu bilgiyi vermektedir: „Chios’lu Theopompos 12 kitapta topladığı Grek tarihini bu yılla (yani Makedonya Kralı Aeropos’un öldüğü yıl ve varisi olan oğlu Pausanias’ın sadece bir sene süren yönetim tarihi) ve Knidos Deniz Savaşı’yla bitirmiştir. Tarihçi, Thukydides’in eserini yarıda bıraktığı Kynossema Deniz Savaşıyla başlamış ve 17 yıllık bir zamanı ele almıştır.“ İsokrates’in öğrencilerinden olan Theopompos MÖ323 yılından sonra ölmüştür.

[105] Groskurd s. 471, Strabon XII 3, 14 için dipnot 2; Saprykin s. 87, aynı yazara göre Amisos daha MÖ5. yüzyılda Kappadokyalıların adı tam çıkarılamayan bir hükümdarlarının egemenliği altında kalmıştır. Lasserre’ye göre (1978, s. 213 ve 218) büyük bir ihtimalle Grek asıllı olan Timades adlı bir Kappadokya hükümdarı Amisos’ta sadece ikinci kolonizasyonun Foçalılar (Phokae) tarafından kurulmasına imkan vermiştir, Summerer, 80 ve 81 numaralı dipnotlarla birlikte s. 24; Nolle, dipnot 18’le beraber s. 161.

[106] Ehrhardt s. 58-59; Weimert s. 115’e göre Amisos’ta ikinci bir yerleşim MÖ5. ya da 4. yüzyılda Atinalı sömürgecilerin gelmesiyle gerçekleşmiştir.

[107] Herodot (MÖ484-424) VI 131’de ünlü Atina devlet adamı Perikles’in sadece doğumunu anmakla yetinmektedir. Perikles MÖ429’da öldüğünde Herodot hayattaydı.

[108] Plutarch, Perikles 11 yerleşimci sayısı ve genişleme nedeni hakkında bilgi vermektedir: “Bunun üzerine Perikles Chersonnes’e 1000, Naxos’a 500, Andros’a bunun yarısı kadar ve Thrakya’ya da 1000 sömürgeci gönderdi. Perikles bunu şehri işsizler ordusundan ve işsizlik yüzünden çıkabilecek tatsızlıklardan korumak, halka yardım etmek, insanları sindirmek ve isyanları baskın gibi bir yöntemle önlemek için düzenledi.” W. Wuhrmann’ın Almanca tercümesinden çevrilmiştir.

[109] Marek s. 20; Ehrhardt s. 58-59; Weimert s. 115; Nolle s. 158.

[110] Pfisterer s. 14.

[111] Pfisterer s. 14.

[112] Plutarch Per. 20; Pfisterer s. 25.

[113] Appian, Mithr. Buch, 83, 373-374.

[114] Herodot II 178.

[115] Bu şehrin en önemli kolonisi bugünkü Marseille olan Massalia idi; Herodot I 163; Phokea İzmir körfezinde bulunan bugünkü Foça’dır.

[116] Pseudo-Skymnos F 25 (956-81); Tarih araştırmacıları yazarın adını bugüne kadar tespit edememişlerdir. Skymnos el yazısıyla “yazar olarak hiç kimse” şeklinde kaydedildiğinden, Pseudo-Skymnos denilmektedir; Anonim eserde belirtilen tarih ya MÖ127/6 ya da en erken 133 yılına denk düşmektedir, Korenjak s. 11-12.

[117] Korenjak s. 11-12.

[118] Ehrhardt s. 59; Nolle s. 150.

[119] Pseudo-Skymnos 975 ve devamı; Bittner dipnot 39 ile beraber s. 7; Nolle s. 159 bu olayı MÖ554 ve 550 arasında vermektedir.

[120] Ehrhardt kuruluş tarihini yaklaşık MÖ560 olarak vermektedir, s. 59; Korenjak ise Amisos’un kuruluşunu kesin bir şekilde MÖ564/563’e denk düşürmektedir, s. 112.

[121] Lampsakos bugün Çanakkale ilinde bulunan Lapseki’dir.

[122] Phokea, Commodus’un yönetiminde kolonisi Lampsakos’un adına bir sikke bastırmıştır, Nolle s. 162; Bürchner de Eusobios’a dayanarak kuruluş tarihini MÖ654 olarak vermektedir, ama bir Milezya kolonisi olarak değil, s. 71.

[123] Ehrhardt s. 59-60; Herodot I 164, 165.

[124] Nolle s. 161; Sözü edilen barış sikkeleri ekte 1 numaralı tabloda görülmektedir.

[125] Grekçe bir kelime olan „Homonoia“ barış anlamına gelmekte ve Latincedeki karşılığı „concordia“dır. Bu terim şehirler arasındaki dostluğu, kardeşliği ifade etmektedir. İmparatorluk döneminin hakim olduğu Küçük Asya’da kardeş şehirlerde dostluk şölenleri düzenlenmiştir. Kentlerin kardeşliği ve dostluğu anısına sikkeler basılmıştır, Nolle s. 157.

[126] Herodot II 178 Milezyalıların Apollon Tapınağı’na sahip olduklarını kaydetmektedir; Milezya devletinin temelinin atıldığı „Milezya Yarımadası” şeklinde adlandırılan yer, güneyde 14 km uzunluğundaki kutsal yol üzerinden Didima Apollon Tapınağı’yla bağlanmıştı, Ehrhardt, Text, s. 96.

Excerpt out of 68 pages

Details

Title
AMİSOS ŞEHRİNİN TARİHİ
Subtitle
Amisos ve Çevresi
Grade
1
Author
Year
2005
Pages
68
Catalog Number
V182319
ISBN (eBook)
9783656079644
ISBN (Book)
9783656079880
File size
1932 KB
Language
Turkish
Notes
Die ursprüngliche Version wurde an der Technischen Universität Berlin eingereicht und mit Note 1 bewertet.
Tags
Amisos, Gazelonitis, Themiskyra, Sinope, Trapezus, Tarihte Samsun, Amisos Halkı, Amisos'un Kuruluşu, Amisos'un Kurucu Şehri, Güney Karadeniz'de Yunan Kolonileri, Herakleia, Pontos, Mithridates, Lucullus Amisos'ta, Romalıların Amisos'u İşgali, Amisos'ta Atinalı Mülteciler, Kotyora, Kerasus, Halys, İris, Gazelonitis'te Gazaller, Amisos ve Phokea, Amisos Tanrıçası Demeter, Miletos, Kap Lepte, Kabeira, Eupatoria, Küçük Asya, Oinoe, Lykos, Karnasso, Gangra, Lampsakos, Laodikeia, Lykastos Mert Irmağı, Paryadres, Zela, Phazemonitis Vezirköprü, Sesamos, Thermai Havza, Thermodon, Phadisane Fatsa, Amisos Limanı, Amisos'ta basılan paralar, Küçük Asya Antik Yol Ağı, Amisos Sikkeleri, Enetler, Saramene, Sidene, Küçük Asya'da Ahamenidler, Amisos'ta MÖ 1. Yüzyıl, Datames, Mithridatlar, Büyük İskender, Amisos'un Arkayla Bağlantısı, Amisos'un Ekonomik Kaynakları, Gazelonitis'in has yünlü koyun ve ceylanları, Strabon
Quote paper
Aynur Keskin (Author), 2005, AMİSOS ŞEHRİNİN TARİHİ, Munich, GRIN Verlag, https://www.grin.com/document/182319

Comments

  • No comments yet.
Read the ebook
Title: AMİSOS ŞEHRİNİN TARİHİ


Upload papers

Your term paper / thesis:

- Publication as eBook and book
- High royalties for the sales
- Completely free - with ISBN
- It only takes five minutes
- Every paper finds readers

Publish now - it's free